İyi Fikir

İyi Fikir

Gürcan Banger 

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi *** YENi ***

1981-2001 yılları arasında General Electric’te (GE) CEO’luk görevinde bulunan Jack Welch’in anahtar kavramları arasında sadelik, bürokrasiyi azaltma, liderlik ve çözümcülük gibi kavramlar yer alır. Welch’in GE’deki üstün CEO’luk başarısının arkasındaki bir diğer kavram ise ‘iyi fikirlerin’ her nerede olursa bulunması ve yararlanılması idi.

Konu “iyi fikir” iken bir tesadüf eseri, yeni gelen kitap kolisinin içinde 2007 basımı ilginç bir kitap çıktı. Şimdi elimde bu kitap var. MediaCat Yayınları arasında çıkan kitabın adı “İyi Fikir Bulma Tekniği”. James Webb Young’ın, orijinal ismi “A Technique For Producing Ideas” olan kitabının ilk baskısı 1940 yılında yapılmış. Kitaptaki notlar, ilk olarak Chicago Üniversitesi’nin İş Okulu Reklâmcılık Bölümü mezunlarına yönelik olarak hazırlanmış. Ama bir eleştirmen, bu kitap için “Yaşamım boyunca hiç fikir üretmedim” diyen birisi için bile şaşırtıcı sonuçlar oluşturacağını söylüyor.

Kolay okunabilen ama düşünmeyi gerektiren 80 sayfalık bu kitabında Young, fikir üretimi konusunda şunları söylüyor: “Fikirlerin üretimi de aynen Ford arabalarınki kadar kesin bir sürece dayalıdır. Fikirlerin üretimi de bir montaj fabrikasında gerçekleşir. Bu üretim sürecinde zihin, öğrenilebilir ve kontrol edilebilir etkin bir yöntem izler ve bu yöntemin etkili bir şekilde kullanılabilmesi için, başka herhangi bir iş aletinde olduğu gibi, tekniğin, pratik yaparak geliştirilmesi gerekir.”

Jack Welch, GE’nin başına geldiği sırada (1981’de) herkes işlerin yolunda gittiğine inanıyordu. Welch ise yeni iş fikirlerine ihtiyaç olduğu kanaatindeydi. Bu nedenle şirket içinden veya dışından bulabildiği tüm iyi fikirleri edinmek ve onlardan yararlanmak için üstün bir gayret gösterdi. Gerçekten 1980’li yılların başı, tüm Dünyada ciddi bir değişim ve dönüşümüm gerçekleştiği yıllar oldu. Welch’in kaynağı ne olursa olsun, iyi fikre (ve tabii ki vizyona ve liderliğe) verdiği önem, GE’nin üstün çıkışı ile kendisinin haklı ününü sağladı.

Ne yazık ki; Welch ile GE’nin 1980’li yılların başında yakaladığı noktadan uzaklardayız. İyi fikre sahip olabilmek için gerekli mekanizmalarımız yok. Hâlâ fikirlerin değerini, o fikri beyan eden kişinin makamına göre değerlendirmeye devam ediyoruz. Birilerinin bizim yerimize düşünüp yapmasını bekliyoruz. Düşünmenin ve fikir üretmenin önemli bir iş olduğunu kavrayamadık. Fikir üretenleri ise ‘potansiyel zararlı’ olarak görmeye devam ediyoruz. Fikrî farklılıklara tahammülümüz yok.

Hâlbuki sertleşen Dünya koşullarında iyi fikirlere olan ihtiyacımız her an artıyor. Önceden hazırladığımız ağır ve hantal talimatlarla kuşkulu uzun dönem planları yerine esnek, çevik ve hızlı karar verip hareket eden kuruluşlara ihtiyacımız var. Bu süreçte geleceğin tohumları, iyi fikirler tarlalarında yeşerecek.

İyi fikir üretme konusunda bilinmesi gereken şudur. Tabii ki iyi fikrin nerede aranması gerektiğinin önemli olduğu anlar vardır. Ama bu konuda en yakıcı nokta, fikir üretimi için zihnin nasıl eğitilmesi gerektiği ile fikrin kaynağında bulunan ilkelerin neler olduğu ve bunların nasıl yönetileceğidir.

James Webb Young, kitabında reklâmcılara bakarak iyi fikir üretmenin sürecini ve ana ilkelerini tartışıyor. Ama siz de bu kitabı, benim gibi (reklâmcılar için olan içeriğini bir yana koyarak) “Ben nasıl fikir üretebilirim? Nasıl daha fazla fikir üretebilirim? Nasıl daha nitelikli fikir üretebilirim?” sorularını cevaplayacak biçimde okuyabilirsiniz.

İnovasyon Üzerine Bir Özet

İnovasyon Üzerine Bir Özet

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi

Küreselleşen dünyada ve sertleşen piyasa koşullarında ekonomik işletmeler için ayakta kalmanın ve büyümeye devam etmenin bilinen iki yolu var. Birincisi, marka olmak; ikincisi ise inovasyon (yenilikçilik). Kârlılığı ve rekabet üstünlüğünü sürekli kılmak isteyen firmalar için iki seçenek de incelenmeye değer konular.

İnovasyon, Latince kökenli bir sözcük. “Innovare” fiilinden veya “innovatus” sözcüğünden türeyerek Batı dillerine geçmiş. Bugün küresel bir dil özelliğini kazanmış olan İngilizcede “innovation” sözcüğü ve “to innovate” fiili var.

İnovasyon, sözlük anlamı olarak “yeni ve farklı bir sonuç” biçiminde veriliyor. Bir fiil olarak algıladığımızda; “yeni ve değişik bir şey yapmak” anlamına da kullanabiliyoruz. Ama teknik kullanımda inovasyonun, bunları aşan bir yönü var. (Bu arada inovasyonun Türkçeye “yenilikçilik, yenilenme veya yenilik” olarak çevrildiğini belirteyim.)

İnovasyonu, “kazandıran yenilikçilik” olarak düşünmek daha doğru olur. Bu noktada biraz uzun ve yeterli içerikte, ayrıntılı bir tanım verebilirim. Günümüzün ağır ve sert rekabet koşullarında işletmelerin ayakta kalabilmek ve büyümeyi sürdürebilmek için; ürünlerini, hizmetlerini, iş yapma modellerini, yapılanmalarını ve sosyal sorumluluk anlayışlarını sürekli olarak değiştirmeleri, yenilemeleri ve farklılık yaratmaları gereklidir. Bu değişim ruhuna ve sürecine inovasyon adı veriliyor.

İnovasyon dediğimizde; zorunlu olarak yeni bir üründen veya hizmetten söz etmiyoruz. İnovasyon, buluş olması gerekmeyen bir yeniliğin kendisinden daha çok, bilginin ekonomik ve sosyal yarara dönüştürülmesi sistemidir. Dolayısıyla inovasyon, bir anlayıştır. Farklılaşma ve değişime bağlı bir ekonomik ve sosyal sistemi ifade eder.

Biraz daha kolaylaştıralım. İnovasyon, bilim ve teknolojinin ekonomik ve sosyal yararlar sağlayacak biçimde yenilik yaratıcı üretimi ve kullanımıdır. Bir başka söyleyişle; inovasyon, verimliliği ve kârlılığı artırdığından, yeni piyasalara girilmesini ve mevcut pazarın genişletilmesini sağlayan önemli bir rekabet aracıdır. (İnovasyonun felsefi özü, çağdaş ekonomik sistemin sadece mal ve hizmetleri değil, aynı zamanda ihtiyaçları da yeniden üretmesi üzerine kuruludur.)

Günümüzün ağır ve sert rekabet ortamında inovasyonun farkında olmadan ve ondan uzak durmaya çalışarak ayakta kalmak neredeyse mümkün değildir. İster kişi isterse kuruluş olarak çağın rekabet koşullarında kârlılığı ve kalıcı rekabet üstünlüğünü sağlayacak temel motif farklılaşmadır. Rekabet için farklılaşmayı yaratacak olan yeniliklerin özü ise inovasyondur.

Kanımca; inovasyon gücünü elinde tutmak için en önemli araçlardan birisi eğitimdir. Eğitim; kişi ve kuruluş yaşamının vazgeçilmez ve sürekliliğe sahip ‘içsel fonksiyonu’ olmak zorundadır. Bugün kişinin ve kuruluşun yaşamında eğitim sürekliliği sağlanmak durumundadır.

Kazanan işletmeleri incelediğimizde; bunların piyasaya ya yenilikçi ürünler sunanlar ya da diğerlerinin yaptığından daha ekonomik ve nitelikli olmayı başaranlar olduğunu görüyoruz. Bu nedenle bir işletmenin inovasyon yeteneği, onun piyasadaki ömrünü de belirliyor, büyümesinin sınırlarını da…

Yenilikçilik

Yenilikçilik

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş

Latince’de “innovare” sözcüğü, “yeni ve değişik bir şey yapmak” anlamına gelir. Batı dillerini yoğun biçimde etkileyen Latince’de kök bulan bir sözcüktür “inovasyon”. İngilizce’de “innovation” olarak yazılıyor. Türkçe’de ise inovasyon veya innovasyon olarak kullanılıyor. Bu kavramı “yenilenme” veya “yenilikçilik” olarak kullanmak yaygınlaşmaya başladı. Muhtemelen kavramı daha iyi ve sağlam ifade edecek yeni bir Türkçe sözcüğe ihtiyaç var. Çünkü aynı sözcüğü, birden fazla farklı veya benzer anlama gelecek biçimde kullandığımızda dilde (Türkçe’de) bir netsizlik ve anlam karmaşası oluşuyor.

İnovasyon kavramının gündeme gelişinde, bilim ve teknolojideki ilerlemeler önemli bir yer tutuyor. Sözcüğün kullanılmaya başlamasının, bilişim ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemelerle çakışması da ilginç bir paralellik olarak dikkati çekiyor. İnovasyon kavramı; yaygın olarak, ”bilim ve teknolojinin ekonomik ve sosyal yararlar sağlayacak biçimde yenilikçi üretimi ve kullanımı” anlamına geliyor. Dolayısıyla bu kavram ile, bir iş ortamında sadece yeni makina ve donanımının bulunması değil; yeni iş ve yaşam modellerinin uygulanması da söz konusu ediliyor. Örneğin önceki yazılarımdan birinde; firmaların kendi piyasa ve müşteri özelliklerini araştırarak farklı ürünlerle farklı fiyat ve beğeni düzeylerine hitap etmek üzere yeni pazarlar bulabileceklerinden, bunun da “alt-pazar yenilikçiliği” olarak isimlendirildiğinden söz etmiştim.

Bir kesim kişi ve kuruluşta; yenilikçilikten, bilimsel ve teknolojik yaklaşımlardan korkulur. Kimi patron ve yöneticiler, kendi anlamadıkları donanım ve iş modellerinin iş yaşamlarında bulunmasından hoşlanmaz. Ailenin ikinci kuşağından başlayarak aile işletmelerinin hızla yok olmasının arkasındaki nedenlerden birisi, bu yenilikçilik karşıtı bakış açılarıdır. Bugünün ağır rekabet koşullarında inovasyonun farkında olmadan ve ondan uzak kalmaya çalışarak ayakta kalmak, neredeyse mümkün değildir. Çünkü ister birey, ister bir kurum olarak bugünün rekabet ortamında ayakta kalmayı sağlayacak olan temel motif, farklılaşmadır. Bu farklılaşmayı ise yaratacak olan yeniliklerin adıdır inovasyon. Bu gücü (inovasyonun gücünü) elde tutmak için en önemli silah ise, hiç kuşkusuz eğitimdir.

Bu arada; aklımdaki bir konuyu akamedisyen veya araştırmacı arkadaşlarımla paylaşmak isterim. Başta kamu birimleri olmak üzere; özel sektör firmaları ve sivil toplum kuruluşları arasında yerel düzeyde inovasyon konusunda yapılacak bir araştırma (örneğin tez çalışması) ilginç sonuçlar verebilir. “Bu kavram ne kadar anlaşılmıştır, inovasyona bakış açısı nedir, bu yönlü çalışmalar var mıdır” gibi sorulara alınabilecek cevaplar, Eskişehir ekonomik ve sosyal yaşamının “yenilikçilik haritasının” çıkarılmasında yararlı olacaktır. Bu tür sorgulama çalışmalarının, kişi ve kuruluşları olumlu yönde özendirici etkileri olduğuna inanıyorum.

Geçmiş yıllarda kalite kavramı, bir reklam ve iletişim unsuru olarak kullanılırdı. O dönemde kaliteli olmak, tercih edilmek için kullanılan iddialardan birisi olarak yer alırdı. Bugün ise kalite, artık bir ayırt edilme noktası yaratmıyor. Piyasayı dolduran tüm niteliksiz ürünlere rağmen; artık kalite, ürün veya hizmetin vazgeçilmez bir özelliği olarak kabul ediliyor. Eğer farklılık fiyatta yaratılmak istenirse bu kez de, bir “kârsızlık bataklığına gömülüyor” firmalar. Özetle; kalite iddiasının ve fiyat indiriminin dışında bir farklılık yaratmak gerekiyor. Bu farklılığı yaratmanın yolu da, büyük ölçüde inovasyondan geçiyor.

Farklılık yaratma konusunu, sadece sanayi ve ticaret alanlarına indirgemek de haksızlık olur. İnovasyon temelli farklılaşma, kişiler ve kuruluşlar için artık günlük yaşamın bir parçası olmak zorundadır.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.