Halk, Millet, Ulus
Gürcan Banger
Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
“İnşallah” sözcüğü, “Allah dilerse” veya “Allah nasip ettiyse” anlamına gelir. Ülkemizde çoğu zaman bir işin olmasını olumlamak (olması yönündeki iyi niyeti ifade etmek) üzere kullanılır. Bir dergi veya gazetede bir haber okumuştum. Bir hazır giyim firmasının Mısır’da açtığı mağazada, satışçılara verilen eğitimde; bu ülkede bu sözcüğü Türkiye’dekine benzer bir anlamda kullanmaya çalışmamaları anlatılmış. Çünkü Mısır’da bu sözcüğün, bizdekine oranla (işin olmayabileceği yönünde) daha olumsuz bir anlamı varmış; bir başka deyişle olumsuz olasılığı ifade ediyormuş.
Görüldüğü gibi; benzer inanç çoğunluğuna sahip iki ülkede aynı sözcük, farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Bu bilgiye sahip olmadığınızda ciddi hatalar yapabilirsiniz. Bu örnekte sözcüğün anlamı, mekâna göre değişmektedir. Türkiye Türkçesi ile Azeri Türkçesi arasında da buna benzer farklılıklar olduğunu bilirsiniz.
Bazı sözcükler, tarihin ilerleyişi içinde de anlam farklılaşmalarına uğramaktadır. Geçmişte farklı anlamda kullanılan bir sözcüğün kullanım yeri, günümüzde farklı olabilmektedir. Bu değişime uğrayan sözcüklerden birisi de, “millet” sözcüğüdür.
Genelde üç sözcük birbiri ile karıştırılarak kullanılır. Bu sözcükler; “halk”, “millet” ve “ulus” sözcükleridir. Bir de; “millet” gibi bazı sözcüklerin zaman içerisinde anlam değiştirdikleri de göz önüne alınırsa, anlam karmaşasının bir çorbaya döndüğünü söylemek yanlış olmaz.
İlk önce “halk” konusunda bir açıklık getirelim. Bu sözcük, birbirinden farklı birkaç anlama gelecek biçimde kullanılır. Öncelikle; aynı ülkede (Türkiye’de) yaşayan ve aynı uyruğa (Türk uyruğuna) dahil olan insanları ifade etmek üzere, örneğin “Türk halkı” denir. Bu, doğru bir kullanıştır; hiçbir siyasi veya ideolojik anlam içermez. Yine; aynı soydan gelen ama farklı ülkelerin uyruklarında yaşayan insanları anlatmak üzere kullanılır. Farklı ülkelerde farklı yurttaşlık kimlikleri ile yaşayan Yahudileri anlatmak üzere “Yahudi halkı” denebilir. Buradaki kullanım, Yahudi etnik ve inanç kimliğini ifade etmektedir ve tek bir ülke ile ilgili değildir. Tabii ki; “halk” sözcüğünün bu anlattıklarım dışında (kullanımında siyasi ve ideolojik olarak sorun teşkil etmeyen) başka anlamları da var.
Kökeni açısından Arapça olan ve Osmanlı’da kullanılan “millet” sözcüğü, bugünkünden farklıdır. Bu nedenle, Osmanlıcada kullanılan “millet” sözcüğünü, günümüz diline “ulus” olarak çevirmek, genelde doğru değildir. Bugün kullanılan “ulus” sözcüğü, “çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu” anlamına gelir. Günümüzdeki “millet” sözcüğü, (geçmişteki farka rağmen bugün aynılaştırıldığından) bu anlama gelecek biçimde kullanılmaktadır.
Arapçadan gelen eski “millet” sözcüğü, “Allah’ın sözü” veya kısaca “söz” demektir. Tarihte bu sözcük; İbraniler ve Yahudiler tarafından “cemaat” sözcüğüne eşdeğer olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla Osmanlı’da kullanılan “millet” sözcüğü, (İslam milleti, Yahudi milleti gibi) bir dinin çatısı altında toplanan insanları ifade eder. Örneğin İlber Ortaylı’nın verdiği bir örneğe göre Ermeniler, dinî cemaatlerine göre 3 ayrı millet olarak kabul edilir.
Bir noktaya daha dikkat çekmek isterim. Bugün “Türkler” dendiği zaman, kastedilen bir ulusal kimlik ve yurttaşlık ifadesidir. Türkler ifadesi, ulus çağrısı yapar. Hâlbuki geçmişte Türk ve İslam kavramları eşitlenerek kullanılmıştır. Osmanlı’nın Avrupa’ya yayılması sürecinde; Batılılar tarafından kullanılan Türk sözcüğü, çoğu zaman İslam insancına sahip insanları anlatmaktadır. Çünkü Osmanlı’nın var olduğu çağlarda Batılı için Türk ve İslam arasında bir fark yoktur. (Aslında bu genelleme hâlâ sürmektedir.) Bu nedenle tarihî belgeleri okurken Batılı yazarın (gezginin, siyasetçinin ya da din adamının) tam olarak neyi kastettiğini doğru anlamak gerekir.
Uğur Mumcu, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın” derdi. Dolayısıyla sözcükler ve kavramlar üzerinde vurgu yaparken de; ayaklarımızın hangi zamanda hangi mekâna değdiğini iyi bilmemiz gerekiyor. Aksi durumda anakronizm (tarih karıştırma) yapmış oluruz.