Sosyal Yatırım Fonu Nedir?

Sosyal Yatırım Fonu Nedir?

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi

İngilizce’de ‘community foundation’ olarak isimlendiriliyor. Sözcük olarak çevirirsem, ‘ortaklaşalık vakfı’ veya ‘ortak iyelik vakfı’ denebilir. Bu kavramı karşılamak üzere Türkçe’de ‘sosyal yatırım fonu (SYF)’ ifadesi neredeyse yerleşmek üzere.

Dünyadaki örnekler incelendiğinde; ‘sosyal yatırım fonu (SYF)’ denilen yapının genellikle bir vakıf olarak gerçekleştirildiği gözleniyor. Halen 46 ülkede değişik türden örnekleri var. Türkiye’de yoksullara sosyal ve ekonomik yardım yapmaya çalışan oluşumları bir yana bırakırsak; Bolu’da bir grup bağışçı tarafından başlatılan Bolu Bağışçılar Vakfı girişimi dışında bir başka örnek hakkında bilgim yok. Bu oluşum, Ağustos 2007’de ülkedeki ilk girişim olarak takdim edildiğine göre, bir başkası da muhtemelen mevcut değil.

SYF esaslı bir vakıf, üyesi olan yerel bağışçılar yanında başka sponsorlardan da bağış sağlayarak, toplanan maddî kaynağı ihtiyaç sahibi uygun sivil toplum kuruluşlarına (STK’lara) hibe olarak aktarır. Bu tür bir vakıf, bağışçılar ile sivil toplum kuruluşlarını sosyal sorumluluk sahibi, etik, saydam ve kurumsal bir yapı altında toplaması açısından önemli bir sosyal ortaklıktır. Bir SYF, kendisi proje yapmaktan daha çok, yerel düzeyde hibe dağıtıp diğer STK’ların proje yapmalarına maddî destek sağlar.

Sivil toplum için (dış kaynaklı hibeler dışında) en önemli fon kaynağı seçeneklerinden olan SYF, siyasî yandaşlık ilişkilerinden bağımsız olarak işletildiğinde; STK’ların en önemli dayanaklarından birisi olacaktır. Hiç kuşkusuz bir SYF, öncelikle sivil toplum kuruluşlarına yerel kaynak sağlanması ve kaynak / fon geliştirmede destek verilmesi fonksiyonunu yerine getirecektir. İkincisi; bir SYF’nun varlığı ile bağışçılık daha kolay ve esnek hale dönüşecek; böylece yerel düzeyde yaygın ve geniş bir bağışçı kitlesine ulaşabilecektir. Üçüncüsü; bir SYF, yerel STK’lara başta fon / kaynak yaratma olmak üzere pek çok sivil toplum alanında uzman bilgi desteği sağlanmasında etkin olarak görev yapabilir.

Bu arada küçük bir teknik not eklemek isterim. SYF türünde bir vakıf, ülkemizde ne yazık ki, pek yaygın olmayan lisans sonrası burs konusunda fonlama yaparak, kendi çalışmaları için yüksek lisans ve doktora öğrencilerinden oluşan bir kadro da oluşturabilir. En az bir üniversiteye sahip illerde bu yaklaşım kolaylıkla geliştirilebilir.

Sosyal yatırım fonlarının Dünyaca bilinen işleyişi konusunda bazı bilgiler aktarayım. Bir sosyal yatırım fonunda her bağışçı için bir hesap açılır. Bağışçının bir seferde veya değişik vesilelerle yaptığı bağışlar bu hesaba kaydedilir. Bağışçı, örneğin bir şirketse bu yaptığı bağıştan dolayı vergi indirimi alır. (Biraz teknik bilgi: Bağışın yapıldığı dönemde bağış yapan şirketin / kurumun bir kazancı oluşması durumunda malum bağış, kurumlar vergisi matrahından indirilir. Bu konuyla ilgili diğer ayrıntılar, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile ek mevzuat metinlerinde ele alınmaktadır.)

SYF felsefesi, bağışçının yaptığı maddî yardımın dağıtımı konusunda da görüş bildirmesine imkân vermektedir. Bu bağlamda SYF’nda toplanan bağışlar; vakfın uzmanlığı, sivil topluma bakış açısı ve bağışçıların görüşleri dikkate alınarak saptanan kurumsal stratejiye uygun olarak STK’lara dağıtılmaktadır. Dolayısıyla sadece (toplumsal cinsiyet, çevre, insan hakları, gençlik gibi) belli temalar etrafında hibe dağıtan SYF’ları da olabilir.

Bitirirken bir konuyu netleştirmek isterim. SYF, bir sosyal veya ekonomik yardım kuruluşu / derneği / vakfı değildir. Temel amacı, yoksullara parasal veya aynî yardım yapmak değil; sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerinin gelişmesi ve projelerine maddî destek sağlanmasıdır. Bu yönüyle çevremizde gördüğümüz yardım derneklerinden ve hemşehri oluşumlarından ciddi biçimde ayrılır.

AB vesilesi ile başlayan hukuksal mevzuat değişimleri sürecinde dernek ve vakıflar için bazı kolaylıklar oluştu. Ama henüz vardığımız nokta yeterli değil. Eksik kalan kısmın, sivil toplum toplumun kendi etkinliği ile giderilmesi gerekiyor. SYF konusu da bu alanlardan birisi. Başta AB olmak üzere dış kaynaklı hibe fonlarından hoşlanmayanlara bir seçenek olarak sunarım.

Sosyal Yatırım Fonları

Sosyal Yatırım Fonları

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi

Eskişehir’de pek çok kişi ve kuruluş, değişik vesilelerle sosyal yardımlarda bulunuyor. Birincisi; bu yardımlar, genelde ‘balık tutmayı öğretmek yerine geçici olarak balık ikram etmeye’ yönelik oluyor. İkincisi; yardımlar, vizyonsuz, hedefsiz ve dağınık yapıldığı için gerekli sinerjiyi yaratamıyor. Son olarak; gerekli ihtiyaç tespiti, araştırma ve değerlendirme mekanizmalarına sahip olmadığı için yardımlar, istenen yararı sağlamakta zorlanıyor.

Hâlbuki vakıf statüsünde bir fon aracılığı ile toplanan tüm finansman, şeffaf ve profesyonel yönetim anlayışına sahip bu kurumsal örgüt aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine aktarılabilir. Buradaki ana fikir, dağıtılan fonun kendini yeniden üretebilen bir iş / faaliyet yaratmasıdır. Tekrar edersem; esas olan, öncelikle ‘balık tutmayı öğretmek’ anlamında, yapılan yardımın sosyal ve ekonomik yaşamda kendini yeniden üretebilme yeteneğine sahip olmasıdır.

Tabii ki, toplumda sağlık gibi nedenlerle bir iş tutup çalışmayacak durumda olan insanlar vardır. Bu kişilere devletin ve diğer fon kaynaklarının koşulsuz yardım etmesi beklenir. Zaten toplumumuzdaki sivil toplum anlayışının en belirgin özelliği de yoksullara yardım konusudur. Fakat toplumdan yardım bekleyen sadece bu kesimler değildir.

Örneğin çok sayıda orta ve yüksek öğrenim bursu veren kuruluş olmasına rağmen, yüksek lisans ve doktora gibi alanlarda yapılan çalışmalara destek veren yeterli kuruluş yok. Zorunlu temel merhaleleri geçip ekonomiye katkılar yapma noktasına gelen genç insanlar, çalışma yaşamının zor koşulları ile birlikte lisans sonrası çalışmanın ağırlığını kaldırmaya çalışıyorlar. Yardımlara bünyesinde toplayıp dağıtmayı hedefleyen bir sosyal fon, lisans sonrası burslar konusunda da etkili olabilir.

Sivil toplum anlayışının ülkemizde hızla gelişmeye devam ettiğini gözlüyoruz. Görünen bu canlanmaya karşın elde edilen başarılar henüz yeterli bulunacak düzeyin çok gerisinde. Başta dernekler olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının (STK’ların) en önemli handikapı ise çalışmalarında kullanabilecekleri maddî kaynak bulamamaları. Diğer yandan STK’lar fon yaratma konusunda çok yetenekli değil. Belediyeler dışında STK’lara destek olan çok sayıda kurum ve kuruluş da yok. Yerel bağışçıların birleşmesi ile oluşturulacak bir kuruluş bu ihtiyacın giderilmesinde de yardımcı olabilir. Bu konuda geçtiğimiz aylarda yapılan çalışma örneklerinden birisi olarak Bolu Bağışçılar Vakfı girişimini biliyorum.

Bu tür yapılanmalara Batı’da ‘Community Fund veya Community Foundation’ adı veriliyor. Türkçe’de ‘Sosyal Yatırım Fonu’ olarak yerleşmek üzere. Genelde bir vakıf olarak kurulan bu fonlar; bağışçılarla STK’ları ve diğer ihtiyaç sahiplerini bir araya getirmeyi hedefliyor. Fon çerçevesinde elde edilen bağışlar, belli kurallara bağlı olarak (ama mutlaka şeffaf bir biçimde) yerel ihtiyaç sahiplerine ve faaliyetlerinde kullanmak üzere STK’lara aktarılıyor.

Türkiye’de (hukukî mevzuatın satır aralarına sıkıştırılmış olsa da) açık olarak devletin sivil toplum kuruluşlarına desteği yok. Geriye sadece proje esaslı AB hibeler ile diğer dış kaynaklı fonlar kalıyor. Bazı STK’ların dış kaynaklı fonlara olumsuz baktığı düşünülürse, böylece sivil toplum çalışmalarının ayaklarına bir pranga daha vurulmuş oluyor. Kaynak sıkıntısı çeken ihtiyaç sahipleri ve STK’lar için tamamen yerel bağışçılardan kaynak sağlamayı hedefleyen bir ‘sosyal yatırım fonu’ ciddi bir seçenek olabilir. Bölgesel ve yerel düzeyde böyle bir fonun kurulup işletilmesi için yeterli altyapı bulunmaktadır. Un, şeker ve yağ var; önemli olan, helvayı yapabilmekte.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.