Yönetim Anlayışı Değişiyor
Gürcan Banger
Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi *** YENi ***
Sivil toplum kuruluşlarının (STK’ların) ısrarla yeni yaklaşım ve modelleri denemeye devam etmeleri gerekiyor. Her ne kadar bu sektör, bazı ülkelerde Türkiye’ye oranla çok daha fazla gelişmiş olmasına rağmen; henüz kendi sivil kurgusunu tamamlayabilmiş değil. Merkezî otoritenin ve siyasetin karşısında (gerçek sivil güç olabilmesi için) alması gereken çok mesafe var. Sivil ilerleme sürecinde bazı hatalar yapılmasını da olağan karşılamak gerekir.
Sivil toplum alanında yaşanan kurumsallaşma sorununun nedeni, sadece bu sektörün Türkiye için çok yeni olmasından kaynaklanmıyor. Tüm Dünya’da neredeyse tüm kurum ve kuruluşlar için yönetim ve kurumsallaşma yaklaşımları da değişiyor. 30-40 yıl önce sosyal dalların, fizik-kimya gibi temel dallar karşısında bilim sayılmasında ayak sürünürdü. Genelde yönetimi bir sanat olarak algılama alışkanlığı vardı. Şimdi kütüphaneleri, Internet’i ve kitapçı raflarını dolaştığımızda ‘yönetim, kurumsallaşma, yeniden yapılanma ve kişisel gelişim’ gibi konularda bir patlama olduğunu görüyoruz. Bilgi ve yönetim konulu konferans, kongre ve sempozyumların sayısı her geçen gün artıyor. Öyle anlaşılıyor ki; genel anlamda yönetim anlayışı, sınıf değiştiriyor. Yönetim, hızla bir bilim olma yolunda. Biraz kapsamı daraltarak “Bilim oldu” desek de fazlaca yanılmış olmayız.
Yönetimin bir sanat olma özünü yitirmeden, kendini bilimsel yöntem, teknik ve araçlarla donatması neyi değiştirir? Küreselleşmenin doğal sonuçlarından birisi olarak; günümüzde örgüt (kurum, kuruluş) ölçeği çok büyüdü. Ekonomik işletmeler yanında; Dünya ölçeğinde örgütlenmeye sahip örneğin sivil kuruluşlar var. Diğer yandan devletler de yapı olarak yeni dönüşüm çabaları içindeler. Dolayısıyla geleneksel yönetim yaklaşımlarının bugünün dünyası için yeterli olduğunu söylemek mümkün değil.
Her geçen gün ölçek olarak büyüyüp içerik olarak zenginleşen kuruluşları yönetebilmek için yeni araçlara ihtiyaç oluşuyor. Artık teknolojik ürünleri, istatistik ile yöneylem araştırması tekniklerini, yeni örgütlenme ve iletişim yaklaşımlarını üretmek ve daha fazla kullanmak gerekiyor. Sistemlerin karmaşıklaşması arttıkça, olasılıkları hesaba katan yeni bilimsel yaklaşımlar için kullanım fırsatları doğuyor.
Türkiye’ye dönüp baktığımızda; yönetim anlayışı olarak henüz istenen düzeyde olmadığımızı açıklıkla görüyoruz. Ekonomik işletmelerden devlete, sivil toplum kuruluşlarından bir endüstri haline gelmiş futbolun kulüplerine kadar alışageldiğimiz pederşahi tarzdan vazgeçmemekte ısrar ediyoruz. Ama kesin olan şu ki; yönetim, artık bir bilim. Bugünün yöneticilerinin de bu bilimin öngördüğü bilgi ve deneyim ile donanmış olmaları gerekiyor. İşler yolunda gitmediğinde “Kötü şans, kör talih, iş kazası…” diye ağlayıp sızlanmanın, bugünün dünyasında yeri yok.