Umut Veren Arkadaşlık

Umut Veren Arkadaşlık

Gürcan Banger 

Sosyal yaşamda pek çok insanla ilişkimiz var. Bunların bazılarını arkadaşlık olarak isimlendiriyoruz. Her bireyin ise kendi adına farklı bir arkadaşlık tanımlaması mevcut. Ama arkadaşlığın ne olduğunu, fazlaca sorgulamadığımızdan; bu kavramın, bizim için ne anlama geldiği konusunda net fikirlerimiz de olmayabiliyor. Kimi zaman sıradan bir iletişimi arkadaşlık sayıyoruz; bazı zamanlarda ise bir arkadaşlığa, olduğundan daha fazla anlamı çok büyük bir hızla yüklüyoruz.

İyi bir arkadaşlık için bence kaçınılmaz olan, karşılıklı güvendir. Sanırım; güven, karşılıklı bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Bir arkadaşımın söylediği biçimde; “zedelenen arkadaşlık, yırtık pantolona benzer. Ne kadar yamasan da, eskisi gibi olmaz.” Bu yaklaşımı, güven nedeniyle zarar gören arkadaşlık için bir kaç kez doğrulayabiliriz. 

Arkadaşlıkta güven kadar önemli olan bir diğer unsur, saygıdır. Kanımca; insanlar arası olumlu ilişkiler olan her yerde kaçınılmaz biçimde saygı olmalıdır. Saygı yitirildiğinde geriye ne arkadaşlık kalır, ne sevgi ne de aşk. Özetle; arkadaşlık ilişkisinde bireyler arasındaki saygının varlığına ve korunmasına özel önem vermek gerekir. 

Arkadaşlık hakkında iyi bildiğimiz bu unsurlar dışında; umut veren bir arkadaşlık için dikkat edilmesi gereken bir başka konu da bireylerin karşılıklı ulaşım ve iletişim düzeyidir. Geleceğe umutla bakan bir arkadaşlıkta kişilerin birbirlerine ulaşma düzeyleri yüksek ve “tam zamanında” olmalıdır. Ulaşım / erişim / iletişim sorunları, üzerine düşünülmesi gereken eksiklik ve zayıflıklardır. Çözülemiyorsa, arkadaşlık ilişkisinin geleceği konusunda kuşkulara düşmek olağandır.

Arkadaşlar arası ulaşım kavramının ikiz kardeşi, kişilerin birbirlerine zaman ayırmalarıdır. Bireyler, ne denli yoğun ve meşgul olurlarsa olsunlar;  birbirleri için ortak zaman yaratabilmelidirler. Bu ortak zamanın tahsis edilmesinde, her iki tarafın da eşdeğer oranlarda sorumluluk almaları ve özveri göstermeleri gerekir. Hiçbir mazeret diğerinden daha değerli veya önemli değildir. 

Bireylerin birbirlerine zaman ayırmaları konusunda rastlanan bir diğer durum, kişilerin kendi konumlarını doğru değerlendirmemeleri ile ilgilidir. Kendi konum ve durumunu, yaşamın aynasında iyi göremeyen bireyler, ulaşım ve zaman ayırma konularında karşı tarafı tümüyle sorumlu tutma yanlışına düşebilmektedirler. Özetle; özverinin tarafı olmaz. Arkadaşlık için çaba harcanır veya harcanmaz; bu da, o ilişkinin gelecek umudu taşıyıp taşımadığının bir ifadesi olarak kabul edilebilir. 

Yaşamda siyah ve beyaz birlikte var olurlar. Bu karşılaştırma ile hem siyahı hem de beyazı öğreniriz. Benzer biçimde; yaşadığımız olayların iyisinden de, kötüsünden de öğreneceklerimiz vardır. Arkadaşlığın sınanması için kötü zamanlara bakılır; halbuki hem iyi, hem de kötü zamanlarda arkadaşlar birbirinin yanında olabilmelidir. Siyahı ve beyazı birlikte yaşamayan arkadaşlıklar, gelecek umudu taşımazlar. 

Son bir noktaya daha değinmek istiyorum. İyi arkadaş olmak için, kişilerin zorunlu biçimde ortak yönlerinin olması gerekmez. Ama paylaşabilecekleri ortak şeyleri olan insanların, ilişkilerini daha sağlıklı sürdürebildikleri gözlenmiştir. Tabii ki; bir şartla… Ortak unsurların olması yetmez; ortaklık kadar bunların paylaşılabilir / erişilebilir olması da önemlidir. Kişilerin farklılıkları ise ortaklıkların yanına eklenmiş zenginliklerdir. 

Arkadaşlığın farklı düzey ve derinlikleri olabilir. Bence; bir arkadaşlığın düzey ve derinliği, bu ilişkinin gelecek umudu ile yakından ilişkilidir. Gelecek umudu olmayan ilişkilere, taşıyabileceğinden daha fazla anlam yüklememeli.

Bir İlişkinin İncelikleri

Bir İlişkinin İncelikleri

Gürcan Banger

Bir duygusal ilişki, pek çoğumuz için bir yüzme havuzuna ya da yaz tatilinde gidilmiş deniz kıyısına benzer. Sıcak bir yaz gününde yanıp mavi sularda serinlemenin hasretiyle kendimizi bir çırpıda suyun içine atıveririz. Bir duygusal ilişkiye olan hasret öylesine yakıcıdır ki, ne kendi durumumuzu ne de karşımızdakini çok fazla düşünmeye fırsatımız olmaz.

Sonra hiç akla gelmeyen sorunlar başlar. Bu sorunların ilk sırasında, bu ilişkide yer alan bireylerin birbirini yeterince tanımıyor olması yer alır. Çünkü sevgi özlemi, bireylerin gözlerini adeta kör etmiştir. Muhtemelen tarafların, yokuş aşağı kayarcasına bu ilişkinin içine savrulmalarından çevrelerine dikkat etmek, karşılarındaki insanı tanımak şansları bile olamamıştır.

Sağlıklı bir ilişki için bireyin önce kendini iyi tanıması gerekir. Yaşamın herhangi bir anındaki karakter yapımız, daha çocukluğumuzda belirlenmeye başlar. Sevgiyi küçük yaşlarımızda aile içinde öğrenmeye başlarız. Okul ve sokak yaşamımızda pekiştirmelerimiz olur. Bu süreçte sevgi süreçlerine ilişkin eksikliklerimiz olursa, bunlar sonraki tüm yaşantımıza yansır.

Örneğin; sevginin ifadesi, daha çocukluk yaşlarından başlayarak öğrenilir. Kişi, bir başka insana olan duygularını ifade edemediği sürece sevgisinin yüceliğinin de fazla bir anlamı olmaz. Sevgi ifadesizliğinin kırılması ise hiç kolay bir iş değildir. Çoğu zaman ifadesizlik açmazına girmiş bireyin yardıma ve desteğe ihtiyacı olur.

Bireylerin birbirlerini değiştirmeyi umarak bir duygusal ilişki dünyasında buluşmalarını pek akla yatkın bulmam. Ama sevgisizlik veya ifadesizlik sarmalını kırmanın yolu da bir ilişkide yer alan bireylerin karşılıklı destek ve paylaşımları ile gerçekleşir. 

Anne ve babanın birlikte baskıcı bir karakter göstermeleri, çocuğun genelde sevgi açlığı ama aynı zamanda sevgi ifadesizliği ile sonuçlanır. Sevgiye aç ama ifadesiz iki birey, bir ilişkide buluştuklarında, konuşul(a)mayan bir sorunlar yumağı da kendiliğinden oluşur. Bu durumda taraflardan birisinin (belki kendi alışkanlıklarını da kırıp) doğru adımı atması gerekir.

Sevgi ifadesizliği, bir duygusal ilişkide başa gelebilecek sorunlardan yalnız bir tanesidir. Bu sorunun ikizi, sevgi şımarıklığıdır. Doyurulamaz bir açlığa benzeyen sevgi şımarıklığı da çocuklukta ailede öğrenilen sorunlu karakter özelliklerinden birisidir. Genelde anne veya babadan birisinin çocuk üzerinde baskı uygularken diğerinin sınır tanımaz müsamahalı davranması sonucu oluşur. Bu sorunlu ortamda büyüyen çocuk ise büyüdükten sonraki duygusal ilişkilerinde benzer sevgi şımartılmalarını arar.

Durumun en vahim olduğu şekillerden birisi, bireylerden birisinin sevgi ifadesizliği, diğerinin ise sevgi şımarıklığı sorunlarıyla donanmış olduğu durumdur. Böyle bir ilişkinin sağlıklı süreklilik kazanması pek kolay bir durum değildir. Bu tür bir ilişkide bireylerin kendi sorunlu özellikleri nedeniyle her iki taraf, karşısındakinden şikayet eder. Kimi zaman yolunda gidiyormuş gibi görünen (bir yanı ifadesiz, bir yanı şımarık) ilişki, ikide bir ruhsal gerilmeler nedeniyle aksamalar yaşar.

Sorunlu ilişkilerde taraflar, (sorunların hallolması için) karşısındaki insanın kendisine açılmasını ve beklentilerini ifade etmesini bekler. Ama bilmezler ki; ifadesizlik karşılıklıdır. Çünkü yukarıda sözünü ettiğim iki ayrı sorun, aynı madalyonun farklı yüzleridir. Bu tür bir ilişkide taraflardan (en az) birisi, net ve açık soruları sorabilmeli; diğeri de kendini ifade için gayret sarf etmelidir.

Aşk ve Sevgi Sözcükleri

Sevgi ve Aşk Sözcükleri

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş

Konuşmak, insanın diğer canlı varlıklardan ayırt eden en önemli özelliklerden birisidir. Beden dilini bir yana bıraktığımızda; duygu ve düşüncelerimizi anlatmanın en önemli araçlarından birisidir konuşmak. Ama nedense çoğu zaman bu özelliğimizi kullanmakta hayli cimri davranırız.

Hissetmek yetmez

Pek çok insan aşkı kendi içinde yaşamayı tercih eder. Sevdiğini bilir, sevildiğini bilir; ama bunu ifade etmez. Kendisi ifade etmez ama kişi ne kadar sevildiğini bilmek, bunu özellikle duymak ister. Yaşamın bazı anlarını ve alanlarını paylaşıyor olmamız yeterli değildir, sevildiğimizi sözcüklere dökülmüş olarak duymayı isteriz. Sevdiğimiz için farklı, önemli, ayrıcalıklı olduğumuzu bu sözcüklerde okumayı özleriz. Ruhun aşka doyabilmesi için aşkın sözcüklerde dile gelmesi ölümsüzlük suyu ile yıkanma gibidir. Sözcükler, aşkın biteviye kendini canlı tutabilmesi için vazgeçilmezdir.

Söz ustası olmak gerekmez

Bazı kişiler duygularını ifade etmek için bir şiirin mısraları gibi cümleler kurabilmeyi isterler. Bu konuda da başarılı olmayınca suskun kalmayı tercih ederek güzel ifadeler oluşturamamanın üzüntüsüne düşerler. Doğrusu; herkesin ünlü aşk ozanları gibi gizemli sözcükleri peşpeşe sıralamasını beklemek de haksızlık olur.

Sözler duygularla iç içe geçince kendiliğinden şiirsel bir havaya bürünürler. Önemli olan, hissettiğini söylemeyi istemektir. Duyguları ifade edebilmek için söz ustası olmak gerekmez. Gerçek sevgiyi anlatan sözcükler dudaklardan döküldüğünde, söyleyenin acemiliği duyguların gücüyle bir ustanın eserine dönüşür.

Âşık, duymak ister

Herkesin aşkı duymaya ihtiyacı vardır. Seven ve sevilen insanlar, yürekten gelen sözcükleri duymak isterler. Bu sözcükler, “Seni çok seviyorum” gibi kalıplaşmış cümlelerden fazlası olmalıdır; çünkü aşk yaratıcılıkla ve yeniliklerle büyür ve gelişir.

Kendisiyle konuşmak

Kendi yürek sesini çok fazla dinleyen insanlar, aşkı çok fazla yaşadıklarını düşünebilirler. İnsanın kendisiyle yaptığı aşırı yoğun konuşmalar, karşı tarafa sevginin ifade edilmesini ihtiyacını ortadan kaldırabilir. Karşı tarafa duyguları ifade etmemek aşkın geleceği açısından ciddi bir tehlikedir. Karşıda bir ilgisizlik, kayıtsızlık duygusu yaratabilir.

Aşk bir ilişkidir

Aşk, iki tarafın olduğu bir ilişkidir. Aşk, paylaşımın vazgeçilmez olduğu bir ilişkidir. Sözcükleri esirgemek, aşkın beslendiği paylaşım kanallarını yok etmekle eşdeğerdir. Paylaşım fikrini unutarak aşkı kendi başlarına yaşamak isteyen kişiler, yalnız kalma riskini akıllarında tutmalıdırlar.

Sözcükler, aşkın büyülü içkisidir. Duygularla yüklenmiş paylaşılan sözcükler, aşkı sıradanlaşmaktan alıkoyar.

“Ben sevgimi ifade edemem” demek asla kabul edilebilir bir yaklaşım olamaz. Toplumumuzda duyguları sözlerle ifade etmekten geri durulması öğretilir. Heyecanı, duyguları saklamak gerektiği önerilir. Bu öğütler, giderek bir davranış modeli haline dönüşür. Hele ki; sevginin anne-baba tarafından ifade edilmediği aile ortamlarında sevgi sözcüklerini kullanmamak alışkanlık haline gelir. Ama unutmamalıyız ki; hiçbir şey, aşkı sözcükler kadar koruyup geliştiremez.

Aşkınızı sevdiğinize korkusuzca ifade edin. Gösterdiğiniz cesarete değdiğini göreceksiniz.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.