Ahmet Refik ve Eskişehir
Gürcan Banger
Odunpazarı Evleri ile ilgili olarak çalışıyorum bir süredir. Her şeye rağmen sessiz kalmış bu kent hazinesini tanımaya gayret ediyorum. Bu çalışma sırasında Eskişehir yerel tarihini de okuma fırsatım oluyor.
Ama sanmayın ki, Eskişehir tarihini basılı halde bir bütün olarak ele alan yayınlar var. Bu konunun belli alan ve dönemlerine gönül vermiş bilim insanları dışında yazılmış kaynağa erişmek pek kolay değil.
İki Komite İki Kıtal
Eskişehir’de yaşamış ve anılarını yazmış birkaç profesyonel veya amatör yazarın çalışmaları ile karşılaştım aramalarım sırasında. Ahmet Refik Altınay’ın “İki Komite İki Kıtal” isimli kitabından da bu çalışmalar sırasında haberim oldu. Kitabın ilk baskısı 1919 yılında İstanbul’da basılmış. O dönemin özellikle Eskişehir’ini iç acıtan bir biçimde anlatıyor.
Ahmet Refik Altınay
Ahmet Refik, bir tarihçi ve yazar. 1880 ile 1937 yılları arasında yaşamış. Askeri okullarda ve son olarak Harbiye’de okumuş. Coğrafya ve Fransızca dersleri vermiş. İrtika, Malumat, Hazine-i Fünun, Mecmua-i Ebuzziya gibi dergilerde yazılar yazmış. Tercüman-ı Hakikat gazetesinin baş yazarlığını yapmış. Değişik eserleri gazetelerde tefrika edilmiş. Turt içinde ve dışında pek çok askeri görevde bulunmuş.
Önemli bir görev olarak bir dönem Eskişehir’de Sevk Komisyonu Başkanlığı yapmış. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ermenilerin Türklere yaptıkları eziyetleri yerinde incelemek üzere uluslar arası bir heyetin başkanlığını yapmış ve Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’yu gezmiş, görmüş. Bu iki görevin sonunda 19919’da “İki Komite İki Kıtal” ve “Kafkas Yollarında” isimli kitaplarını oluşturmuş.
Tarihi okumak, tarihi yazmak
Ahmet Refik, tarihi üstün bir doğrulukla ama şiirsel bir dille yazabilmiş kişilerden birisi. Yazdıkları bir roman lezzetinde okunabiliyor. Onu okurken ulusal ve toplumsal tarihimiz yanında yerel tarihimiz konusunda da ne denli bihaber olduğumuz duygusuna kapıldım. Sanırım bu durum, ulusal eğitim sistemimizin bir beceriksizliği olarak giderek vahim bir hale dönüşüyor.
Bu vesile ile yerel tarih yazmak konusuna değinmek istiyorum. Gerek Eskişehir sıcak suları, gerekse Odunpazarı Evleri konusunda yaptığım çalışmalar, Eskişehir yerel tarihini yazmak konusunda çok gayretsiz ve ilgisiz olduğumuzu bir kez daha kanıtladı bana.
Odunpazarı dolaşmalarımdan bir tanesinde birkaç kişilik grubun içinde bir de müzeci arkadaşım vardı. Kafamda bir ışık belirmesine neden olan bir soru sordu bir ara, şakayla karışık: “Bu evlerde geçmişte yaşayan mütegallibe (derebeyleri) kimlerdir?” Hem soru hem de sorunun cevapsızlığı gerçekten şaşırtıcıydı. Çünkü evlerin bir tarihi vardı ama yazılmamıştı. Burada yaklaşık bin yıl süresince yaşamış değişik aileler vardı ama tarihleri yazılmamıştı. O sokak aralarında ne kadar çok “nasıl ve neden” soruları vardı! Yukarıda sözünü ettiğim “İki Komisyon İki Kıtal” isimli kitaba da bu tür sorulara cevap vermeye çalışırken rastlamıştım.
Velhasıl; ölümler ve zaman, Eskişehir’de dün var olanı yavaşca yok ederken, kentin geleceğe aktarılacak birikimini de ortadan kaldırıyor. Bizler yerel tarihimizi, ailemizin tarihini, geleneksel sosyal yaşamımızı kayıt altına almakta aşırı isteksiz davranıyoruz.
Çok aradım ve araştırdım ama eksiklik bana ait olsun. Eğer Eskişehir tarihi, bu bölgedeki yerleşim, Odunpazarı geleneksel sosyal yaşamı ile ilgili yazılı kaynaklarınız varsa lütfen (biz meraklıların) onları görmemize, bilmemize olanak tanıyın. Sonunda Eskişehir kazanacaktır.