Mühendislik ve Etik
Gürcan Banger
Bir meslek grubuna mensup kişi veya kuruluşların uymak zorunda oldukları davranışlar ve kurullar bütünlüğüne “meslek etiği” adı verilir. Kolay kavrayabilmek için doktorların mesleğe başlarken ettikleri Hipokrat Yemini’ni bir örnek olarak alabiliriz. Genel anlamda etiği, iş ahlâkı olarak da düşünebiliriz.
Depremlerle sarsıldığımız ve AB ile uyumu önemsediğimiz son yıllarda, mühendislik etiği sıkça tartışılmaya başlanan bir konu oldu. Mühendislik eğitimi ve hizmetleri ile ilgili çalışan kesimlerde gözlenen iki eğilim var. Birincisi; sınırsız ve denetimsiz biçimde çoğalan eksikli ve zayıflıkları olan üniversitelerimizin de katkılarıyla, ülkemizde mühendislik eğitimi kalitesinde ciddi bir düşüş var. Bu tespit, “yetkin mühendislik” olarak anılan bir yaklaşımı gündeme getiriyor. Mühendislerin yetkinliğini tespit edecek eğitim sonrası sertifika sınavlarına yönelik (bir yasaya doğru ilk adım olan) yönetmelik çalışmaları sürüyor. Bu yaklaşımı onaylayanlar olduğu gibi itiraz eden kesimler de var. İkinci olarak; mühendislik mesleğinin daha kaliteli hale getirilmesi konusunda yetkinliği öne çıkaran çalışmalara ek olarak, mühendislik etiği üzerine yoğun tartışmalar yapanlar var. Özellikle mühendis meslek örgütleri ve bazı gelişkin üniversiteler bu konu üzerine çalışmalar yapıyorlar. Mühendislik etiği konusunda yapılan çalışmaların birisi, üniversitelerdeki mühendislik bölümlerinde mühendislik etiği konulu bir zorunlu dersin konulması yönünde.
Mühendislik etiğinin birinci ilkesi, kalite çalışmalarından esinlenerek müşteri memnuniyetinin yükseltilmesi anlayışını ifade ediyor. Bu bağlamda mesleğin yeteneğinin ve prestijinin artırılması fikri öne sürülüyor. Bu görüşü, meslek kalitesinin giderek düşmesine ve mühendislerin sosyal ve ekonomik olarak gerilemelerine bir tepki olarak düşünebiliriz. 20’nci yüzyılın sonlarında iş alanlarında konuşulmaya başlayan unsurlardan bir diğeri, kişi ve kuruluşların “sosyal sorumluluk” anlayışlarının artırılması. Bu nedenle; mühendislerin, mesleki görev ve fonksiyonlarını yerine getirirken yaşadıkları toplumun güvenliğini, sağlığını ve yaşamsal sürdürülebilirliğini önemsemeleri gereği ortaya konuyor. Bir mühendisin iş yaptığı alanda, bundan olumlu veya olumsuz etkilenen çok sayıda paydaş olduğu düşünülürse; yaklaşımdaki haklılık payı ortaya çıkar.
Toplumsal yaşamın karmaşıklaşmasının, bizi götürdüğü noktalardan birisi, uzmanlaşmadır. Günümüzde geleneksel mühendislik alanları, giderek özel bilgi ve deneyim gerektiren uzmanlıklar halinde yeniden biçimlenmekte. Bu nedenle; mühendislerin sadece kendi yetkili oldukları alanlarda hizmet vermeleri, mühendislik etiğinin bir parçası olarak algılanmakta.
Kendi konularında uzman olarak kabul edilen mühendislerin, proje türünde verdikleri hizmetler yanında başka, kişi veya kuruluşlar tarafından yapılmış işler konusunda da görüş belirtmeleri ve rapor düzenlemeleri istenmekte. Bu durumun en belirgin örneklerinden birisi, mahkemelerce istenen bilirkişi raporlarıdır. Mühendislik etiği, mühendislerin tespit ve denetim görevlerini yerine getirirlerken, ancak yetkili oldukları alanlarda gerçekçi ve nesnel raporlar hazırlamalarını öngörmekte. Yine bu konuyla yakın ilintili olarak; mühendislerin, gerek topluma gerekse müşterilerine karşı (çıkar çatışmalarının uzağında kalarak) “yeminli vekil” gücünde güvenilir olmaları beklenmekte.
İş alanlarında gözlediğimiz sorunlu durumların pek çoğunda, meslek mensuplarının haksız rekabet yollarına saptıklarını gözlemekteyiz. Mühendislik alanlarında da gerek kalite gerekse fiyatlandırma yönünden haksız rekabet olayları sıklıkla yaşanmaktadır. Mühendislik etiğinin ana fikirlerinden bir diğeri, mühendislik hizmetleri alanında haksız rekabetin önlenmesi ve meslek onurunun yükseltilmesidir.
Yaşadığımız çağda eğitim, yaşam boyu sürme özelliğine sahiptir. Bu nedenle okul sonrası eğitim; genelde iş alanlarında, özelde mühendislik işi yapılan ofis ve benzeri mekânlarda sürmek zorundadır. Buna bağlı olarak mühendislerin kendilerini sürekli geliştirmeleri, yönetim veya denetimleri altında çalışan mühendisleri de gelişmeye teşvik etmeleri gereklidir. Hiç kuşku yok ki; daha kaliteli hale gelen mühendislik hizmetleri, ülkedeki tüm kişi ve kuruluşların yararına olacaktır. Bu süreçte mühendislik etiğinin yaygınlaşması çok önemli katkılar yapacaktır.