Eskişehir’i Tehdit Edenler
Gürcan Banger
Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Eskişehir’in, ülkenin yıldızlaşan şehirlerinden olduğuna dair kuşkusu olan yok. Giderek artan ilgiden bu durumu tespit etmek çok zor değil. Eskişehir’in kimi üstün yönleri hızla gelişirken, dışarıdan gelen tehditlerin varlığını da kabul etmemiz gerekir. Bu tehditlerin bir kısmı merkezî hükümetin tasarruflarından kaynaklanırken, yurt içinden ve dışından yansıyan tehditlerin de gözetilmesi gerekiyor.
Olumsuz gelişmelerin başında, yanlış bir mantıkla başlatılan bölgesel teşvik uygulamaları akla gelebilir. Eskişehir, özellikle çevresindeki illere verilen teşviklerden yararlanamadığı için eşitsiz bir muameleye maruz kalıyor.
Teşvik uygulamasındaki en önemli hata, bu yasanın kişi başına gelir gibi tek göstergeye bağlı olmasıydı. Diğer yandan, teşvik alan illerde çok yeni yatırımların planlama süreçleri oluşturulamadığından bir başka yöreye gitmek üzere planlanan yatırımların teşvikli bölgelere kayması biçiminde bir uygulamayla karşılaşılıyor.
Teşvik verilen bazı illerde kayıtdışı ekonominin varlığına dikkat edilmemiş olması, haksız rekabet yaratan unsurlardan bir diğeri olarak dikkati çekiyor. Eskişehir, vergisini ödeyen ve yüksek tahakkuk gerçekleştiren bir il olarak, teşvik dışında bırakılmakla adeta cezalandırılmış oluyor.
Eskişehir’in cezalandırılması, sadece teşvik dışında kalmakla bitmiyor. Ankara’ya komşu olması, şehrin önemli talihsizliklerinden biri olarak görünüyor. Ankara’nın komşusu olmak, Eskişehir’in il ekonomisi aleyhine olabilecek pek çok konuda pilot olarak belirlenmesi için ‘kolaycı’ bir neden olarak algılanıyor. Özellikle malî ve sosyal güvenlik gibi denetimlerde pilot il olmak, sermayenin ve şirketlerin Eskişehir’den kaçmasının bir başka nedeni. Denetim alanlarında Eskişehir özelinde gösterilen hassasiyetin başka büyük iller için gösterilmemesi gerçekten çok şaşırtıcı. Bu konuda girişken olması gereken siyasi temsilcilerimizin yeterince dinamik olabildiklerini söyleyemeyiz.
Bugün tüm dünya birleşik ve tümleşik bir pazar olarak görünmektedir. Bu durum, küreselleşmenin doğal sonuçlarından birisidir. Tümleşik dünya pazarında yer alabilmenin ilk koşullarının başında, düşük maliyetler gelmektedir. Buna karşılık işçilik ücretleri üzerinde kamunun yarattığı ağır yük ile pek çok ülkeye göre aşırı yüksek olarak vergi oranları, il ekonomisini (genel anlamda) olumsuz etkileyen faktörlerden birisidir. Yasalara ve kamunun malî koşullarına uyumlu olmaya özen gösteren Eskişehir, bu durumdan birkaç kat daha fazla etkilenmektedir.
Yukarıda değindiğim gibi; yasalara ve kurallara uygun çalışan bir şirketin veya sektörün önemli sorunlarından birisi, aynı iş alanında bulunan kayıtdışılığın oranıdır. Pek çok yörede bu konuya yeterli ağırlık verilmediği durumlarda, haksız rekabet ölçeği büyümektedir. Bu konuda Eskişehir ekonomisinin özellikle Kayseri ve Konya’daki görmemezlikten gelinen kayıtdışılıktan olumsuz etkilendiğine dair şikâyetler duyuyorum.
Eğer bir şehre fazlaca denetim baskısı uygularsanız, ucuz işgücü ve ucuz enerji teklif eden ülkelere doğru bir kayış oluşmaya başlar. Bu ülkeler arasında Çin ve Hindistan yanında Rusya, Bulgaristan, Romanya ve Kuzey Afrika ülkeleri giderek daha cazip olmaya başlamıştır. Yüzde 15 – 20 dolayında işsizlik (ve ölçülemeyen oranda gizli işsizlik) olan ülkemizde bu cazibenin işsizliğe giderek daha fazla ciddi katkıları olmaktadır. Bu durumun, ülke yöneticileri tarafından önemle dikkate alınması gerekir. Eskişehir de bu anlamda şirket erozyonuna uğramaya başlamış illerden bir tanesidir.
Bir şehri savunmak, sadece iyi olanları gözler önüne sermekten ibaret değildir. Aynı zamanda değişik nedenlerle oluşan tehditlerin de üstesinden gelinmesi gerekir. Eskişehir ekonomisi bunu beklemektedir.