Bir Açıklama Alabilir miyiz?
Gürcan Banger
Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Gasp, soygun ve silahlı saldırı olaylarının varlığına alıştık sanki! Medyanın sıradan ve olağan haberleri gibi karşılıyoruz bu tür olayları. İnsanların canına ve malına kast edilmesi, kamuoyunu giderek daha az etkiliyor. Bir olumsuz olayın ‘zirve’ yaptığı dönem, kamuoyunun ona karşı ilgisizleşmeye başladığı bir zamandır. Bu kayıtsızlaşma ile birlikte kamu güvenlik güçleri de, güvenliğin kendi görevleri olduğunu unutmaya başlar. İşte; bugün gasp olayları nedeniyle geldiğimiz nokta böyle bir süreçtir.
Yaygın basın organlarından birisinde söz konusu ‘sıradan’ haberlerden birisi şöyle: “İşyeri Asansöründe Silahlı Gasp”. Türkiye’nin en büyük kentinde meydana gelen olaya ilişkin haberin devamını okuduğumuzda konu, daha da ilginçleşiyor: “Olay, sekiz ay önceki bir başka saldırıyı hatırlattı.” Belki de iki olayın da faili aynı kişi. Eğer yakalanırsa, öğrenme imkânı olabilir. Muhtemelen bu son olay da, önceki gibi çözülemeyenler arasında karışıp gidecek ve müstakbel üçüncüsünün de ilk ikisini hatırlattığı yazılacak.
Türkiye’nin büyük metropollerinde gasp olayları, baş döndürücü bir ivme ile artmaya devam ediyor. Bir zamanlar Batı kentlerinin bazı bölgeleri için anlatılan polisiye olayları, giderek kendi kentlerimizde yaşamaya başladık. Eskişehir’in sosyal, ekonomik ve nüfus trafiğinin artması ile birlikte (eski durumun hilafına olarak) kentimizde de güvenlik kapsamına giren olaylarda artış olmaya başladığı malumunuzdur.
Gasp, soygun veya sahtekârlık gibi olayların belli bir kentimizde görülmesi, o kentle ilgili özel bir durum olduğunu gösterir. Dolayısıyla bu tür olayları gerçekleştiği kentte özel önlemler alınarak çözüm yolu aranır. Ne yazık ki; başta büyük kentlerimiz olmak üzere neredeyse ülkenin tamamında polisiye olaylar görülüyorsa, bu durumun daha genel ve çok daha vahim olduğunu gösterir.
Küçük ölçekli olayların önlenmesinde sorumlu olan; ilin kamu güvenlik birimidir, yerel yönetimlerdir veya o ilin valisidir. Eğer aynı sorun, ülke ölçeğinde gözleniyorsa, buna karşı önlemin devlet (hükümet) ölçeğinde alınması gerekir. Çünkü sorunun, ülkenin tamamını ilgilendiren boyutları var demektir. Bu çerçevede öncelikli görev, başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere uygulama anlamında hükümete ve yasal düzenleme olarak TBMM’ne düşüyor demektir.
Bugünün güvenlik sorunlarının ana kaynağı ekonomiktir. Türkiye’deki pek çok sosyal ve ekonomik sorunun temelinde iç göç vardır. Dolayısıyla iç güvenliğin zafiyeti ve polisiye olayların artmasının ardında da, iç göçten kaynaklanan sorunlar olduğu bilinmektedir. İnsanları göç etmeye yönelten nedenlerin başında ise işsizlik ve geçim sıkıntıları gelmektedir. Bu çerçeve doğru hükümet politikalarını gerektirir. Ne yazık ki; Türkiye gibi sorunlar yumağı haline dönmüş bir ülkede bu gibi büyük sorunların kısa vadeli çözümleri mümkün görünmemektedir.
Diğer yandan yukarıda ifade ettiğim türden iç güvenlik sorunlarının giderilmesinin, toplumun eğitim düzeyinin yükseltilmesi ile ilgili olduğu açıktır. Yasalara saygı ve bağlılık da bir eğitim konusudur. Eğitim sistemimiz üzerine yapılan kısa bir araştırma, bu sosyal kurumun da bir sorunlar yumağı olduğunu ve bir çığ gibi büyümeye devam ettiğini gösterecektir.
Uzun vadeli sorunların yanında daha kolay olarak orta ve kısa erimde sağlanabilecek çözümler vardır. Örneğin ülkede bireylerin silahlanma eğilimlerini görmemek mümkün değildir. Giderek büyüyen yasadışı silah piyasası ile uyuşturucu pazarı; gasp, soygun ve silahlı taciz olaylarını artıran faktörlerin başında gelmektedir. Bu konuda daha etkin önlemler alınabilir. Diğer yandan başta TV dizileri olmak üzere görsel medya, toplumu bir mafya çılgınlığına sürüklemek için yarışa girmiş gibidir. TV kanalları daha çok para kazanmak adına bir toplumun ruh ve beden sağlığı yanında halkın mal ve can güvenliği ile oyun oynamaktadırlar. Keyfince ortalıkta cirit atan medya konusunda (iletişim özgürlüğünü de gözeterek) doğru önlemler alınabilir.
Bir yandan gasp, soygun, sahtekârlık ve taciz olayları yükselirken; vatandaşlar da acaba bir yasal güç, bu olumsuz gelişmelere karşı önlem alır mı diye bekliyor. Doğrusu; bizlerin kendimizi daha güvende hissetmemiz için ‘iyi’ şeyler duymaya ihtiyacımız var. Herkes, kendi güvenlik sorununu kendisi çözmeye başlarsa, olacakların önü alınamaz.