Frigya’nın Ağaçları

Frigya’nın Ağaçları

Gürcan Banger 

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi *** YENi ***

19’uncu yüzyılın başlarında William Martin Leake isimli İngiliz yüzbaşı, heyetindeki diğer kişilerle birlikte Mısır’a giderken Eskişehir yakınlarından geçer. Özellikle 1600’lü yıllardan başlayarak çok farklı nedenlerle Anadolu ve Filistin’i ziyaret eden çok sayıda Avrupalı gezgin olduğunu biliyoruz. Leake de bunlardan birisidir. Seyitgazi’nden geçerken çevrede tarihî anıt ve eserler olduğunu öğrendiklerinde, tarif edilen köylere doğru ilerlerler. Ormanlık bir bölgede karşılarına ünlü Yazılıkaya (Midas) Anıtı çıkar. Leake 1824’te yayınladığı “Journal of a Tour in Asia Minor (Anadolu’da Bir Gezinin Notları)” ismini verdiği anılarında da Yazılıkaya’nın yoğun ormanlık arazide olduğunu ifade eder.

Karaçaylıların 1883 yılında Kafkasya’dan göç edip 1886 (veya 1892) yılında anıtın dibindeki Yazılıkaya Köyü’nü kurduklarını biliyoruz. 1886 yılında Yazılıkaya yöresine gelen arkeolog M. Radet, anıtın bulunduğu yöredeki yoğun ormanlardan ve anıtın ağaçlar nedeniyle zorlukla seçilebildiğinden söz eder.

Ne yazık ki, yıllardır Eskişehir’de yaşayıp hâlâ bu anıtı (ya da aynı vadideki diğer anıtları) görmemiş olanlarımız var. Frigya’yı kendi hemşehrilerimizle tanıştıramadık ki; başka yöre, bölge veya ülkede yaşayanlara tanıtalım. Eğer Yazılıkaya’ya gittiyseniz (ya da bu ünlü anıtı en yakın zamanda ziyaret ettiğinizde), artık anıtın ormanlık bir arazide olmadığını göreceksiniz. Yukarıda sözünü ettiğim gezgin Radet de 1893’te yaptığı ikinci ziyaretinde anıtın çevresindeki ormanların yok olduğunu ifade etmiştir.

Frigya Vadileri’nin pek çoğunda eski gezginlerin sözünü ettikleri ormanların artık var olmadığını biliyoruz. Yok ettiklerimiz, sadece Frigya Vadileri’ndeki ormanlardan ibaret değil. Evliya Çelebi gibi Eskişehir’in içinden geçen gezginlerin bir zamanlar sözünü ettiği ağaçlıklar ve yemyeşil çevre de yok artık. Her geçen gün yaşadığımız çevreyi biraz daha fazla beton yığınları ile dolduruyoruz. İşin ilginci, doğal yaşamı yok etmeyi de çağdaşlık adına ‘başarıyoruz’.

Müzikte Frig İzleri

Müzikte Frig İzleri

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş

Frigya, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar’ı içine alıp Denizli’ye kadar uzanan toprakların antik çağlardaki ismidir. Bölge, eski çağlarda Sakarya Irmağı’ndan Büyük Menderes Irmağı’nın yukarı çığırları arasında kalan topraklar olarak tanımlanmıştır. Bu bölgeye Frigya adının verilmesi ise MÖ 1200’lerde Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu’ya giren Frigler nedeniyledir.

Önce Bursa – Zonguldak arasındaki antik Bitinya bölgesine yerleşen Frigler, MÖ 750 yılları dolayında Frigya’ya doğru hareket etmişler ve MÖ 300’e kadar bu bölgede yerleşik kalmışlardır. Eskişehir – Kütahya – Afyonkarahisar illerinin çevrelediği Türkmen Dağı eteklerinde Friglerden kalma çok sayıda anıta ve kaya mezarına rastlamak mümkündür.

Özellikle son yıllarda turizmdeki gelişmeye bağlı olarak Frig kültürünün tanınmasında bir merak ve ilgi oluşmaya başladı. Başta Yazılıkaya olmak üzere anıt ve mezarların yer aldığı Frig vadilerine geziler düzenleniyor. Her ne kadar bilgilenme yönü eksik kalsa da; bu toprakların geçmişinin bilinmesi yönünde bir eğilim yaygınlaşmaya başladı.

Ama ne yazık ki; antik kültürün oyulmuş taşlardan ve kaya mezarlarından oluştuğu gibi yanlış bir izlenim de kendiliğinden gelişiyor. Dağlık arazide gördüklerimizi geçmiş kültürün tamamı sanıyoruz. Bir dönemin ve halkın kültürünü kaya anıtlarına ve mezarlara kolayca indirgiyoruz.

Frigler tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir halktı. Büyük sürüler besleyip at yetiştiriciliği ile uğraşırlardı. Yazılı antik eserlerde bağ ve bahçelerinin zenginliği ile verimliliğinden söz edilmektedir. Anadolu’da bir karayolu ağı kurup Asur ve Luvi devletleri yanında Ege kıyılarında yer alan antik çağ toplumları ile ticaret yapmışlardı.

Frig sanatı, kendilerinden önce yaşamış veya çağdaşları olan Hititler, Urartular, Asurlular veya antik Egeliler gibi uygarlıkların sanatsal izlerini taşır. Etkilenmenin karşılıklı ve çift yönlü olduğunu söylemek daha doğrudur. Geliştirdikleri mimari ve mühendislik yaklaşımları (hem yapı hem de süsleme olarak) önemli Frig yerleşimlerinde (kalıntı halinde bile olsa) izlenebilir.

Frig yapılarında çakıl taşı mozaik döşemeciliği dikkati çeker. Bezemeci döşeme yetkinliklerinin yanında maden ve ağaç işlemeciliğinde hayli ileri idiler. Kazılarda bulunan tabaklar ve kazanlar bunu doğrulamaktadır. Diğer yandan değerli madenlerden yapılmış çengelli iğneler, kemer tokaları ve heykelcikler uygarlığın vardığı düzeyi belirtmesi açısından önemlidir. Frig dokumacılığının izleri bugünün Anadolu kilim motiflerine kadar uzanmıştır.

Friglerin önemli sanat alanlarından bir diğeri müzikti. Bu konuda yetkinlikleri ile eski Yunan müziğini ciddi biçimde etkilediler. Bugün başta caz olmak üzere müziğin önemli unsurlarından birisi olarak dikkati çeken “Frig makamı (Phrygian mode)” veya “Frig gamı (Phrygian scale)” antik çağlardan günümüze uzanan tarihsel ve kültürel mirasın çok değerli bir parçasıdır. Bu izler, caz bir yana kendilerine “Heavy Metal” müzik türünde bile yer bulmaktadır. Örneğin Metallica isimli grubun “Whenever I May Roam”, Megadeth’in “Symphony of Destruction” ve Iron Maiden’ın “Remember Tomorrow” isimli şarkıları Frig makamı (Frig tarzı) ile yazılmış “Heavy Metal” türünde şarkılardır. Keza geçmişin iyi tanınan gruplarından Jefferson Airplane isimli grubun “White Rabbit” isimli parçasını da çağdaş müzikte Frig gamı örneklerinden birisi olarak sayabiliriz. Bu arada ünlü “Baba” filminin bazı şarkılarının yazımında Frig gamından yararlanıldığını da eklemeliyim. Bu saydıklarıma (klasik müzikten Çigan müziğine kadar) değişik müzik türleri arasından çok sayıda örnek ilave edilebilir.

Frig gamı müzikte farklı tarihsel dönemlerde ve değişen kategorilerde çalışılmıştır. Bunlar arasında Frig ve antik Yunan, Ortaçağ ve Rönesans, caz ve pop ile çağdaş müzik yaklaşımlarını sayabiliriz. Çağdaş Frig temel gamı do sesinden başlatıldığında do, re bemol, mi bemol, fa, sol, la bemol, si bemol ve do sesleri şeklinde oluşur.

Frig müziğinin bilim ve sanat derinliklerini uzmanlara bırakarak burada noktayı koyalım. Ortadoğu müzik kültürünü de ciddi biçimde etkilemiş olan Frig müziği, bize kültürün ve sanatın köklerinin nice derinliklere uzanabildiği konusunda değerli ipuçları veriyor.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.