Bilgisayar ve Geri Dönüşüm

Bilgisayar ve Geri Dönüşüm

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi

Kişisel bilgisayarlar ilk kez Türkiye pazarına çıktığında, sık sorulan sorulardan birisi, ülkenin bir ‘bilgisayar çöplüğüne’ dönüp dönmeyeceği yönünde idi. Bu soru, esas olarak (o zamana kadar olduğu üzere) Batılı ülkeler tarafından demode ürünlerin Türkiye’ye akıp akmayacağını sorguluyordu. Kalitesiz Uzakdoğu mallarını bir yana koyarsak, artık hiç kimse, çağdaş teknolojiyi takip ettiğimizden kuşku duymuyor. Ama aynı soru, bir başka anlamda hâlâ geçerli olmaya devam ediyor: “Türkiye, bir bilgisayar çöplüğü olacak mı?”

Bu sıralar yaygın olarak tercih edilen dizüstü bilgisayarların ekonomik ömrü yaklaşık 3 yıl ile sınırlı. Bilgisayar kullanımını önemseyen hiç kimse, 3 yıllıktan daha eski bir bilgisayara elini sürmek istemiyor. Cep telefonlarının kullanım ömrü ise yaklaşık 24 ay. Tabii ki; daha uzun süreli kullanıcılar vardır ama yaklaşık 2 yılda bir telefon değiştirir olduk. Evde veya işte çevrenize şöyle bir göz attığınızda, eskidiğinde kullanmak istemeyeceğiniz pek çok elektronik aygıt bulunduğunu göreceksiniz: Bilgisayarlar, yazıcılar, tarayıcılar, müzik setleri, telefonlar, şarj aletleri ve daha onlarcası…

Kullanırken büyük bir hazla tuşladığımız bilgisayarın, ömrünü tamamladığında bir atık olarak zehirli kimyasallar, kansorejenler ve ağır metaller içeren tehlike deposu haline döndüğünü aklımıza getirmiyoruz. Fabrikaların kimyasal atıklarının, tükenmiş pillerin veya aşırı kimyasal gübre / ilaç kullanımının çevreye ve insana zararları konusunda hayli bilgilendik. Ama elektronik aygıtların, olağan bir çöp gibi muamele görmemesi gerektiği konusunda yeterince bilgi sahibi değiliz.

Batılı ülkeler, bilgisayar atıkları konusunda bilinen yaklaşımlarını yıllar boyu uyguladılar. Tonlarca atık elektronik malzeme, az gelişmiş ülkelere ‘ihraç (!)’ edildi. Geri dönüşüm adı altında yapılan bu ihracatın en önemli kısmı, 2000’li yıllara kadar Çin’e gitti. Bugün elektronik atıkların yarattığı tehlike konusunda tüm dünyada ciddi bilgilenme ve önlem alma süreci devam ediyor.

Günümüzde gelişmiş Batılı ülkelerde bilgisayar atıklarının geri dönüştürülmesi için kurulmuş şirketler var. Bazı markalar, bu faaliyetleri kendi organizasyonları olarak düzenlemişler. Batıda gözlediğimiz bilinçlenme sürecinin, henüz Türkiye’de yeterli yaygınlıkta yaşanmadığını biliyoruz. Özel sektörün tek tük uygulamaları ile az sayıdaki sivil toplum kuruluşunun çalışması dışında göze çarpan bir gelişme yok. Vatandaşlar olarak bilgisayar atığını, hurdacıya satılacak ve üç beş kuruş para kazanılacak eskimiş malzeme olarak görmeye devam ediyoruz.

Bu sözlerimden, elektronik atıklarla ilgili olumsuz düşünceler geliştirilmemelidir. Atık elektronik ürünler, geriye dönüşüm imkânı olan metal, cam ve plastik malzemeler içerirler. Bu nedenle bu parçaların geri dönüşüm süreçleri ile yeniden kullanılması mümkündür.

Konuyu toparlayayım. Dünyanın her ülkesinde elektronik aletlerin ve bilgisayarların kullanımın yaygınlaşması ile birlikte elektronik atık miktarı ve çeşitliliği de artmaktadır. İstatistiklere göre bugün toplam atık miktarının yüzde 1’i olan elektronik çöpün, önümüzdeki 5 yıl içinde iki katına çıkacağı tahmin edilmektedir.

Elektronik atıklarla ilgili olarak bilmemiz gereken iki nokta var. Birincisi; bu atıklar; kurşun, cıva, kadmiyum, krom, brom, fosfor, baryum, berilyum gibi zehirli olabilecek maddeler içeriyor. Bu nedenle doğaya atılmamaları gerekiyor. Diğer yandan elektronik atıklar içlerinde dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir malzeme içerdiğinden ekonomik olarak değerlidirler. Bu nedenle uygun geri dönüşüm süreçleri ile geri kazanılmalıdırlar.

Elektronik atıkların ulusal ve yerel düzeyde geri dönüştürülmesi ve zararlı çöp haline dönüşmemesi için devlete, yerel yönetimlere ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşüyor. Bu alanda özel sektör firmaları için yeni iş fırsatları olduğunu da hatırlatmış olayım.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.