Bilgi Çağında Kütüphane

Bilgi Çağında Kütüphane

Gürcan Banger 

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş
Duygu Güncesi

1950’li yıllara kadar üretim için sermaye, işgücü, enerji ve hammadde önemli girdiler olarak kabul ediliyordu. Bugünü farklı kılan unsurlardan birisi, artan bilgi ihtiyacıdır. Bilgi artık üretim için vazgeçilmez girdilerden birisidir.

Çağlar boyunca en önemli bilgi depoları arasında kütüphanelerin önemli bir yeri olmuştur. Tarihte ünlü kentler, aynı zamanda ünlü kütüphaneleri ile anılmışlardır. Kentler, üniversiteler ve kütüphaneler birlikte övgüyle dilden dile anlatılmıştır. Yazının bulunuşundan bu yana üretilmiş yazılı eserlerin değeri asla değişmeyecektir. Bunlar insanlık tarihinin önemli örnekleri olarak kütüphanelerde yerlerini koruyacaklardır. Diğer yandan bilişim ve iletişim alanlarındaki değişme ve gelişmeler, kitap ve kütüphane kavramlarına da yeni boyutlar getirmiştir.

Bir kitaba sahip olmak kadar ona hızla erişebilmek de önemlidir. Eğer bir kitap erişim uzaklığında değilse, onu yok sayabilirsiniz. Eğer kitaba erişimde zorlanıyorsanız, bu takdirde enerjinizi fikrî üretim dışı nedenlerle yitiriyorsunuz demektir.

Kitaba kolay erişimi ihtiyacı, bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte Kütüphane otomasyonu Sistemi’nin gelişmesine ve yaygınlaşmasına neden olmuştur. Böylece kütüphanelerdeki kitaplara veya benzeri kaynaklara ulaşmak kolaylaşmıştır. Kütüphane otomasyonu, kütüphanecilik hizmetlerinin bilgisayara dayalı olarak verilmesi demektir. Bu otomasyon sistemi içinde belge sağlamak, kataloglama yapmak, rezervasyon yapmak ve süreli yayınların denetimi gibi işler vardır. Özetle; kütüphane otomasyonu sistemi, çağdaş kütüphanecilik anlayışının önemli unsurlarından birisidir. Bu sayede insan faktöründen oluşan bazı hatalar ortadan kalkarken, okuyucuların ve görevlilerin fiziksel kütüphanede veya Internet’in sanal ortamında kitap bilgisine erişmeleri kolaylaşmıştır. Bilgisayarlı kütüphane otomasyonu sistemleri, bugün bize kataloglama, sorgulama, katalog tarama, dolaşım, rezervasyon, raporlama gibi yararlar ve kolaylıklar sağlıyor.

Kitapların sayısal (dijital) ortamda depolanabilir olması yeni türden bir kitap kavramı oluşturmuştur. Bilgisayar ortamında saklanan yeni kitap türüne e-kitap adını veriyoruz. Bazı bilgisayar programları aracılığı ile e-kitaplar sayısal ortamda oluşturulup depolanıyor. E-kitapların depolandığı ve kullanıcıların erişimine açıldığı kütüphanelere e-kütüphane adı veriliyor. Bunlar, sunucu (server) adı verilen büyük bilgisayar sistemleri üzerinde bulunuyorlar. Yerel ağlar veya Internet aracılığı ile bu kütüphanelere erişmek mümkün oluyor.

Günümüzde e-kütüphaneler büyük bir hızla çeşitlenip gelişiyor. Bu sanal ortamlarda e-kitaplar dışında engellilerin kullanımına uygun, bilgisayar ağından erişilebilen sesli kitaplar da bulunuyor. Görsel tabanlı multimedya alanındaki ilerlemeyi ise takip etmek bile zor. Video film ve belgesel kütüphaneleri hızla yaygınlaşıyor. Kitap ve mikrofilme ek olarak belge, ses, müzik, görüntü depolamak için yeni ortamlar geliştirildi. Büyüyen disk kapasiteleri yanında CD ve DVD türleri bugün giderek daha yaygın olarak kullanılıyor. Bugünün kütüphanelerinin bir bölümü, CD, DVD ve Blu-ray koleksiyonlarından oluşuyor. Zaten bugünün kütüphanelerinin önemli bölümlerinden birisini bilgisayar sistemleri ve bunlara ilişkin kullanım ortamları oluşturuyor.

Tüm bu gelişmeler ve az sonra değineceğim diğer ilerlemeler nedeniyle kütüphane sözcüğünü belki de bir başka tabirle değiştireceğiz. Bugünün kütüphanesi, giderek bir Tümleşik Bilgi-Belge Merkezi olmaya aday görünüyor.

Akıllı kütüphane kavramının, sözünü ettiğim tümleşik bilgi-belge merkezinin çalışma anlayışı olduğunu söyleyebiliriz. Akıllı kütüphanecilikte veri madenciliği adı verilen bir yaklaşım kullanılıyor. Bu yaklaşımdaki amaç; hizmet kalitesini, kütüphane performansını ve okuyucu memnuniyetini artırmaktır.

Akıllı kütüphanecilikte veri madenciliği, hem okuyucular hem de kütüphane görevlileri için bir ileri bilişim teknolojisi kullanımı anlamına geliyor. Bu sayede istatistiksel analizler, yapay zekâ uygulamaları gerçekleştirmek mümkün oluyor.

Veri madenciliğinin kullanılması ile yerel ağdan veya Internet’ten kütüphaneye bağlanan kullanıcılar hakkında bilgiler ediniyoruz. Böylece “kütüphaneye kimler bağlanıyor”, “hangi aralıkta bağlanmışlar”, “hangi hizmeti kullanmışlar” gibi soruların cevaplarını alabiliriz. Bu soruların cevapları sayesinde; kütüphanenin hangi bölümlerinin ne sıklıkta kullanıldığı, nasıl daha verimli kullanıma sunulabileceği gibi sonuçlar elde edebiliriz.

Böylece kütüphane, sürekli gelişen bir kimliğe kavuşacaktır.

Günümüzde eğitim, günlük yaşamın sürekliliği olan bir parçası haline geldi. Bu nedenle; “uzaktan öğretim”, “İnternet’e dayalı öğretim” gibi yeni yaklaşımlar daha çok ilgi görmeye başladı. Eğitim konusundaki yeni ihtiyaçlar, yeni e-kütüphane kavramları ile birlikte kolaylıkla iç içe geçiyor. Ağ ve Internet ortamlarında çift yönlü iletişim, sanal olarak paylaşılan beyaz tahtalar, belge geliştirmede sanal paylaşım, kolay dosya transferi… Tüm bunlar etkileşimli dünyanın yenilikleri.

Hızlı ilerleme, bilginin de hızla eskimesine neden oluyor. Eğitimli işgücü açığı, eğitime ve bilgiye ulaşmayı acil hale getiriyor. Aynı eğitime ve bilgiye ihtiyacı olanlar, Dünya’nın her yanına yayılmış halde.

Eğitime ihtiyacı olan nüfus, büyük bir hızla artıyor. Çalışma koşullarının esnekliği, eğitim ve bilgiye erişim koşullarının da esnek olmasını gerektiriyor. İstenen hızla, mesafeyi dikkate almaksızın bilgiye ulaşmak önemli hale geliyor. İşte; tüm bunlar, yeni bir kütüphane anlayışına geçmemiz gereğini vurguluyor.

Bilgi İhtiyacı ve Danışmanlık

Bilgi İhtiyacı ve Danışmanlık

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş

Günümüzde iş alanında gelişen ihtiyaçlardan birisi, öğrenmenin sürekli hale gelmesidir. Sadece okul ile sınırlanmış bir öğrenim anlayışı, bugünün dünyasında yeterli değil. Yaşamın hangi alanında yer alınırsa alınsın, bireylerin kendilerini sürekli geliştirmesi, günlük faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası oldu.

Tabii ki; bizdeki gibi düşük yoğunluklu iş yaşamlarına bakarak, bu konuda bir değerlendirme yapmak doğru olmaz. Bugün rekabetin, bir yandan ulusal sınırlara dayandığı, diğer yandan küresel boyutlar kazandığı düşünülürse, eğitimsiz iş yaşamlarının ilerleyen zamanda çok daha büyük götürülerinin olacağı kesindir. Günümüzde ayakta kalmak ve gelişmek isteyen her işletme, eğitime (hem kurumsal hem de kişisel düzeyde) önem vermek zorundadır. Dev adımlarla büyüyen bilgi miktarı karşısında, dün ile bugünü bir tutarak ayakta kalmaya çalışmak, geleceği kaybetmenin bir başka ismidir.

Eskiden işletme yönetimi için gerekli olan bilgi miktarı sınırlı idi. Çoğu zaman okulda veya günlük yaşamın içinde elde edilen bilgiler ve deneyim yeterli olabiliyordu. Bugün ise işletme yönetimi, bilginin en etkin ve yoğun geliştiği alanlardan birisi olarak göze yapıyor. Pazarlama, satış, müşteri ilişkileri, bütçeleme, halkla ilişkiler, iletişim, reklam ve stratejik yönetim gibi konularda her gün ciltler dolusu (belki de diskler dolusu demem lâzım) yeni doküman üretiliyor.

Bir yöneticinin veya iş sahibinin bu denli büyük (ve giderek artan) bilgi hacminin tümüne sahip olmasını beklemek hayal olur. Ayrıca gerekmez de… İşletme içinde yetki ve sorumluluklar dağıtılarak, bilgi ihtiyacı da paylaşılmış olur. Ama eğitim ihtiyacının tüm yöneticilerin sorunu olduğu düşünülürse, gerekli yönetim ve işletme bilgisinin sağlanması için “iyi” bir yolun bulunması gerekir.

İşletmede bilgi ihtiyacını gidermenin geleneksel yollarının pek çoğu bilinir. Yöneticilerin kendilerini geliştirmek için okuma alışkanlıkları edinmeleri bunlardan bir tanesidir. Gene; bir geleneksel yaklaşım olarak (-ki bizim işletmelerimizde bu bile gerçekleştirilmez) işletme içinden birilerinin eğitim düzenlemesi düşünülebilir. Bir başka yol ise işletme dışında eğitim ve danışmanlık desteği almaktır.

Ülkemizde iş alanlarında eğitim ve danışmanlık veren firmaların sayıları son yıllarda artmaya başladı. AB süreci ile birlikte firmalar da eğitim ve danışmanlık desteği almanın önemini kavramaya başladılar. Pek çok firma, gerekli bilgi donanımı olmadan ekonomik büyümenin mümkün olmayacağını öğrendi. Bu bağlamda ihracatın değer kazanmasının da önemi var. Hızlı büyüyüp gelişen kentlere ve şirketlere baktığımızda, bilgiyi dayanak almış ihracatın önemini görüyoruz. İhracat için, geleneksel sanayi ve ticarete oranla çok daha fazla bilgiye ihtiyaç var.

Ülkemizde sanayileşme ve şirketleşme, kendi iç dinamikleri ile gelişmemiştir. Sınai ve ticari gelişmenin oluşmasında en büyük katkılar, dış dinamiklere ve devlete aittir. Bu nedenle işletmelerimizin geleneksel bir iç değişim özelliği yoktur. İşletmelerimizin kurumsal bir işleyiş kazanmalarının tarihi de çok eski değildir. Bu iç değişim özelliğinin kazandırılmasında, işletme dışında alınacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin önemi ve yararı vardır.

İşletmelerimizin pek çoğu, yönetici ve sahiplerinin aynı ailenin bireyleri olduğu aile işletmeleridir. Bu tür işletmelerin en büyük sorunlarından birisi, ailenin büyümesi ile birlikte şirketin devamlılığında sorunlar yaşanmasıdır. Aile işletmelerinin önündeki ufuk, şirketin aile yapısına uygun biçimde kurumsallaşması ve yeniden yapılanmasıdır. Bu konuda da dışarıdan alınacak danışmanlık ve eğitim hizmetlerinin yararları olabilir.

Dünya değişiyor. Değişen ekonomik ve sosyal dünyada işletmelerin sağlam bir yer edinebilmeleri için bilgi ile donanmaları gereği konusunda hiç kuşku yok.

Bilgi İhtiyacı

Bilgi İhtiyacı

Gürcan Banger

Facebook’ta paylaş
Twitter’da paylaş

Kaç ciltti hatırlamıyorum; ama çocukluğumda Hayat Ansiklopedisi’ne sahip olmak benim en önemli ayrıcalıklarımdan birisiydi. O günün bilgi açlığıyla boş zamanlarımı o ansiklopedinin sayfalarını büyük bir iştahla okumaya ayırırdım. 

Daha sonraki yıllarda değişik vesilelerle başka ansiklopediler de toplumumuzun yaşamına girdi. Hala evlerde mobilya görevini yerine getirmeye devam edenler vardır. Bugün ansiklopediler, yanyıncıların da pek ilgisini çekmiyor. Çünkü artık ansiklopedilerin uzun ömürlü olması mümkün değil. Bilgi üretiminde ve bilgiyi ulaştırma teknolojilerinde çılgınca bir hızlanma var. Bu nedenle bilgi, ansiklopediler dönemine göre çok büyük hızla eskiyor. Özellikle teknik kitapların başında böyle bir sorun var. Ömürleri birkaç yıldan fazla olamıyor.

Günümüzde eğitim, süreklilik gösteren bir unsuru oldu yaşamın. Sınai ve ticari işler, işgücünün her an daha nitelikli hale gelmesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle insanların eğitimini, okul sonrasında da sürdürmesi bir zorunluluk haline dönüştü. Okul sonrası eğitim, bir olmazsa olmaz durumuna geldi.

Küreselleşmenin etkisiyle, örneğin şirketler ve kurumlar sınırlar ötesinde büyüdüler. Çoğu çok uluslu olan şirketlerin birden fazla ve değişik uzaklıklarda şubeleri, bölümleri var. Bu nedenle farklı bölgelerdeki şirket personelinin benzer eğitimleri alması gibi yeni bir sorun oluştu. Bu nedenle bilişim ve iletişim araçlarından eğitim amaçlı olarak daha fazla yararlanılması gerekiyor. 

20’nci yüzyılın ilk yarısına kadar öğrenciliğin bir yaşı vardı. Yaklaşık olarak 20-23 yaş dolayında insanlar eğitim / öğretim ihtiyaçlarını karşılamış ve kendilerince yaşama hazırlanmış oluyorlardı. Bugünün dünyasına baktığımızda; eğitim ihtiyacının insanlar 40’lı yaşlara gelseler bile sürdüğünü görüyoruz. Neredeyse yaşamın tamamı bir eğitim süreci haline dönüştü. 

Sadece bilgi ihtiyacı değişmiyor; bu ihtiyacın karşılanmasında da farklılıklar oluştu. Eskiye oranla hayli farklı eğitim / öğretim teknikleri kullanılıyor. Bu dönemde çalışma koşulları giderek esnekleşiyor. Esnek üretim sistemlerine geçiş bu değişimin ifadelerinden bir tanesi. Özellikle fikir işçilerinin çalışma koşullarındaki esneklik dikkati çekiyor. Bu değişim nedeniyle fikir işçilerinin bilgi ihtiyaçlarının karşılanmasının da esnek modellerle yapılması isteniyor. Uzaktan öğretim, Internet ortamında öğretim gibi yeni dallar, bu nedenle daha fazla ilgi görüyor. 

Eğer bilgiye ulaşamıyorsanız, onu yok sayabilirsiniz. Bu dönemde bilgiye erişim yollarında da işleri kolaylaştıran bir değişim gözleniyor. Çünkü okuyucular, araştırmacılar, fikir işçileri, ihtiyaç duydukları bilgiye daha hızlı, daha kolay erişmeyi talep ediyorlar. Çünkü insan kaynaklarının, zamanın ve finansın verimli kullanılması bugünün önemli yönelimlerinin başında geliyor. 

Tüm bu değişimler alışageldiğimiz bazı klasik kavramların değişmesine neden oluyor. Bilginin kitap gibi depolandığı ortamlar değişiyor. Yerini sayısal bilişim ortamları alıyor. Internet’in önemi giderek artıyor. Eğitim sistemlerinde ciddi gelişmeler gözleniyor. Kütüphane kavramı yerine bilgi-belge merkezi olarak anılan çok daha gelişkin merkezlerden söz edilmeye başladı.

Bir üniversite kenti olmak isteyen Eskişehir’in de bu değişim ve dönüşümün dışında kalması mümkün değil. Üniversite kütüphaneleri ve dar kapsamlı halk ve semt kütüphaneleri ile yetinme dönemi bitmiştir. Eskişehir, halkın eğitim ihtiyacını karşılamak üzere geleceğe yeni bir bakış açısı ile yürümelidir.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.